Çok daha sert rüzgarlara hazır olun

Meclis kapandı. Kapanan Meclis, artık bildiğimiz Meclis değil. HDP’li 13 milletvekili ve ardından CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun hapse atılması ardından geçen içtüzük değişikliği, vekilliği düşürülen iki HDP’linin durumu da eklenince, felç yaşayan bir yasama görüntüsü sunuyor.

Devamı geliyor. OHAL en azından 20 Ekim’e kadar devam edecek. Meclis zaten 1 Ekim’e kadar tatil. Kıyamet de kopsa, muhalefetin açtırma gücü yok. Adalet Yürüyüşü saman alevi misali söndü. HDP’lilerin Diyarbakır eylemi, ağır güvenlik baskısı altında, Türkiye’nin geri kalan kısmının mutlak duyarsızlığı altında sürüyor.

Bunlar, Orta Asya Tipi İktidar Tarzı’nı kurma yolunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a arzu ettiği her imkanı sağlıyor. Gerisi, hiç şüpheniz olmasın, tıkır tıkır gelecek.

Irak ve Suriye Kürt cephesindeki gelişmeler, bundan sonraki safhada asıl baskının Türkiye’deki Kürt Siyasal Hareketi (KSH) üzerinde yoğunlaşacağını açıkça gösteriyor. Bu bölgelerdeki gelişmeler Kürt taleplerini somutlaştırdığı ölçüde, AKP Hükümeti çareyi KSH üzerindeki baskıyı ‘rehin alma’ boyutuna taşıyacak.

Bu konuda kamuoyunda sessizlik hakim.

Çünkü ortada medya yok.

O yüzden, HDP milletvekili Mithat Sancar’ın Artı TV’ye verdiği mülakatı hatırlatmakta yarar var.

”Muhtemelen başka operasyonlar geliyor” diye uyarıyor Sancar.

”Demokratik siyasete yönelik, bizlere yönelik bir ihtimal CHP’yi de hedef alabilirler. Meclis kapandığında siyasi darbe operasyonunun diğer ayaklarını ekim ayına kadar devreye sokacaklar.”

mithats

Sibel Hürtaş’ın mülakatı şöyle devam ediyor:

Yeni tutuklamalar mı bekliyorsunuz?

Mümkündür. Bu yaz çok sıcak geçecek.

HDP, Anayasa değişikliği konusunda siyasi iktidarın CHP’ye “evet” demesi için “kimse tutuklanmayacak” diye pazarlık yaptığı, garanti verdiği iddialarını gündeme getirdi. Neydi bu pazarlık?

Bu pazarlığa birebir tanık değiliz ama başka bilgiler var. Bu Anayasa değişikliği dokunulmazlıklarla ilgili tartışmalar yapılırken kuliste CHP’lilerle de sık sık sohbet ediyorduk. Bu konuyu özellikle konuşuyorduk. Bir iki kişiden değil epeyce CHP’li milletvekilinden duyduk. Evet dokunulmazlıklar kalkacak ama tutuklamalar olmayacak böyle bir garanti verilmiş diye duyduk. Durup dururken CHP vekillerin böyle bir değerlendirme yapmalarını bekleyemeyiz.

Zaten CHP’yi ikna etmelerinin altında başka gerekçeler olduğunu da söylemiştik.  Mesela CHP yönetimine derin devlet çevrelerinden brifing verildiği gibi söylentiler çıktı. Hem böyle vaatler hem de başka türlü korkutmalarla evet demeye ikna etmişler anlaşılan.  Sanırım çok büyük bir kısmı pişmanlık duyuyorlar.

O zaman söylediğimiz şey çıktı. Bu sıradan bir değişiklik değil siyasi operasyondur. Siyasi darbe süreci işliyor. Başkanlık sistemi için Anayasa değişikliği geliyor. Bu bir yol temizliğidir dedik.

Şimdi de bu siyasi operasyonların hız kesmeden devam edeceğini söylüyorsunuz?

Operasyonların geleceği kulislerde de konuşuluyor. Çeşitli çevrelerde de konuşuluyor. Kulağımıza gelen ciddiye alınacak bilgiler var. Bu iki ayı ağustos ve eylül ayını ciddi operasyonlarla geçirmeyi planladıklarına dair bilgiler var. Bunlar siyasi darbe operasyonlarının devamıdır.

Tek adama dayalı rejimi yerleştirmek için. Tek adam tanımı burada hafif kalıyor. Bunun adı faşizmi yerleştirmek. Ben faşizmi sık kullanmaktan yana değilim. Ama bazı durumlar var gerçekten hem pratik hem teorik açıdan denk düşüyor. Şu an yapmakta oldukları şey faşizmin inşasıdır.

Bu tabii ki Türkiye tipi bir faşizmdir. Türkiye’de faşizm inşa ediliyor ve önümüzdeki iki ay bu inşa sürecinin kendi faşist rejimlerinin inşa sürecinin de diğer ayaklarını devreye sokacak gibi görünüyor.

Erdoğan, 7 haziran seçimlerinin sonuçlarını kabul etmedi ve sonra MHP ve Ergenekon ile bir koalisyona girdi. Savaş politikalarına döndü, her türlü baskı yöntemini ortaya soktu. 1 Kasım seçimlerine bu ortamda gidildi siyasi darbe operasyonunun çok kritik bir aşamasıydı. Bu koalisyon iktidar oldu. Bu sağcı ırkçı unsuların en yoğun buluştuğu koalisyon Türkiye’de siyasi tasfiye sürecine karar verildi. Bu özellikle HDP’nin devreden çıkarılmasıydı.

HDP çok önemli bir şey yaptı… 7 Haziran’da büyük başarı elde etti bundan çok korktular. O nedenle HDP’yi tasfiye sürecini devreye soktular ve ilk adımı atarak, dokunulmazlıkları gündeme getirdiler.

Anayasa değişikliği bu operasyonun çok önemli parçasıydı. 4 Kasım’da eş başkanlar ve milletvekilleri tutuklandı, vekillikler düşürüldü…. Önümüzdeki aylar da meclis yeniden çalışmaya başlayınca başka arkadaşlarımızın vekilliklerinin düşmesi gündeme gelebilir.

Hafızayı sıfırlayıp yeni hafıza yaratmaya çalışıyorlar. Bu faşizmin yöntemlerinden biridir. Siler yeni hafızalar yaratır. Yeni efsane repertuvarları oluşturur…

Faşizme efsane temeli oluşturulacak. Mitos diyoruz buna. Yani 6-8 Ekim’e bu kadar yüklenmeleri tesadüf ya da sıradan bir şey değildir.

Sancar’ın uyarıları böyle.

Bunları veri kabul edersek, iki kilit gelişmeyi de eklemeliyiz.

Cumhurbaşkanı, önümüzdeki haftalarda iki gelişmeye odaklanacak. Birincisi, AKP içinde ciddi bir toparlama hareketi. İkincisi, YAŞ toplantısıyla, TSK içinde otoriterleşme sürecine takoz oluşturacak, laikliğin yıkılması sürecine itiraz edebilecek unsurların FETÖ vesilesiyle ‘temizlenmesi’.

Bunlar ‘hayırlısı ile’ tamamlanınca, geriye Sancar’ın sözünü ettiği, Kürt Siyasal Hareketi’nin budanması hamlesi kalıyor. Toplumsal tepkisizliğe ve dış konjonktüre baktığında Erdoğan, önemli bir engel görmüyor. Çünkü CHP, yürüyüş ardından geri çekildi. Büyük olasılıkla atılan adımları vozurdanarak da olsa seyredecek. Elinde bir imkan yok. Ana-muhalefet değil, yarı-muhalefettir söz konusu olan.

Öyle anlaşılıyor ki, bu ‘serbest düşüş’ hızlanarak devam edecek.

‘Türk-İslam Sentezi’ üst başlıklı faşizm kendisine yeteri kadar yer açtı, yerleşiyor.

 

Reklamlar

About yavuzbaydar

Yavuz Baydar has been an award-winning Turkish journalist, whose professional activity spans nearly four decades. In December 2013, Baydar co-founded the independent media platform, P24, Punto24, to monitor the media sector of Turkey, as well as organizing surveys, and training workshops. Baydar wrote opinion columns, in Turkish, liberal daily Ozgur Dusunce and news site Haberdar, and in English, daily Today's Zaman, on domestic and foreign policy issues related to Turkey, and media matters, until all had to cease publications due to growing political oppression. Currently, he writes regular chronicles for Die Süddeutsche Zeitung, and opinion columns for the Arab Weekly, as well as analysis for Index on Censorship. Baydar blogs with the Huffington Post, sharing his his analysis and views on Turkish politics, the Middle East, Balkans, Europe, U.S-Turkish relations, human rights, free speech, press freedom, history, etc. His opinion articles appeared at the New York Times, the Guardian, El Pais, Svenska Dagbladet, and Al Jazeera English online. Turkey’s first news ombudsman, beginning at Milliyet daily in 1999, Baydar worked in the same role as reader representative until 2014. His work included reader complaints with content, and commentary on media ethics. Working in a tough professional climate had its costs: he was twice forced to leave his job, after his self-critical columns on journalistic flaws and fabricated news stories. Baydar worked as producer and news presenter in Swedish Radio &TV Corp. (SR) Stockholm, Sweden between 1979-1991; as correspondent for Scandinavia and Baltics for Turkish daily Cumhuriyet between 1980-1992, and the BBC World Service, in early 1990's. Returning to Turkey in 1994, he worked as reporter and ediytor for various outlets in print, as well as hosting debate porogrammes in public and private TV channels. Baydar studied informatics, cybernetics and, later, had his journalism ediucatiob in the University of Stockholm. Baydar served as president of the U.S. based International Organizaton of News Ombudsmen (ONO) in 2003. He was a Knight-Wallace Fellow at University of Michigan in 2004. Baydar was given the Special Award of the European Press Prize (EPP), for 'excellence in journalism', along with the Guardian and Der Spiegel in 2014. He won the Umbria Journalism Award in March 2014 and Caravella/Mare Nostrum Prize in 2015; both in Italy. Baydar completed an extensive research on self-censorship, corruption in media, and growing threats over journalism in Turkey as a Shorenstein Fellow at the Kennedy School of Government at Harvard.
Bu yazı Türkiye içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s